KORKMUYORUZ, SUSMUYORUZ BİAT ETMİYORUZ!

KORKMUYORUZ, SUSMUYORUZ BİAT ETMİYORUZ!
Kadına şiddete son!. Artvin çok katlı otopark önünde sivil toplum örgütleri ortak basın açıklaması için bir araya gelerek yaşam hakkını savundular.27.07.2020 09:54
 Artvin Barosu tarafından düzenlenen kadına şiddete son basın açıklaması 24 Temmuzda Cuma günü çok katlı otopark önünde saat 14.00'te yaptı.

Basın açıklamasına,Artvin Baro başkanı Ali Uğur Çağal, Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan , Sol Parti Artvin Il Başkanı Sercan Dede, Artvin faal gazeteciler Derneği Başkan Yardımcısı Sami Özçelik Artvin Engelliler Derneği başkanı ve aynı zamanda 08 Haber Gazetesi yazı işleri müdürü Hatice Nur Ersöz CHP Kadın Kolları Başkanı Ayşe Yavuz Dinç, Artvin Belediyesi CHP meclis üyesi Gülşen Kurul, CHP merkez ilçe kadın kolları başkanı Dilek Çoruh, çeşitli sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Baro başkanı Ali Uğur Çağal yaptığı açılış konuşmasında, son günlerde kadına yönelik şiddetin dozunun artması ve 2014te omzalanan 6284 Sayılı İstanbul Şözleşmesi'ne atıfta bulunarak; kazanılmış kadın haklarının korunması öncelikle kadınlarımıza düşmektedir. Mücadeleden vazgeçmeyin." dedi.
Artvin Baro Başksnı Av. Ali Uğur Çağal konuşmasının devamında;

"Basın açıklamasına katıldığınız için hepinize teşekkür ediyorum. Bugünkü basın açıklamamızın konusu kadın cinayetleri ve en son öldürülen Pınar Gültekin'in cinayeti üzerine basın açıklaması yapacağız. ülkemizde gün geçmiyor ki bir kadın öldürülmesin, aile içi şiddetin de giderek arttığı günleri yaşamaktayız. Toplum baskısı altında iken kadınlarımızın da baskı altında olması onların ölümlerine sebep olmaktadır. Günümüzde kadın cinayetlerinin artmasının nedeni siyasi iktidarın kadına bakışından kaynaklanmaktadır. Kadın cinayetlerinin giderek artması bu iktidar döneminde olmuştur. Cinayet işleyenler güçlerini iktidardan almaktadırlar. Bu kadın cinayetlerinin bitmesi ve önünün kesilmesi lazım. Kadın cinayetlerinin önünün kesilmesinde 6284 sayılı yasa İstanbul sözleşmesi var.

İstanbul sözleşmesi, Avrupa komisyonunun Avrupa parlamentosu'nun şekillendirdiği ve tüm ülkelerin onayına sunduğu uluslararası sözleşmedir. İstanbul sözleşmesi 2011'de hazırlanmış ve 2014'te de ilk defa imzalayan ülke Türkiye olmuştur. İstanbul'da imzalanması nedeniyle adına İstanbul sözleşmesi denmiştir. 2014'te bu yasaya onay veren aynı hükümet, şimdi bu yasayı geri çekmeye çalışıyor, kaldırmaya çalışıyor!. 6 yıl sonra ne oldu da böyle oldu? 6 yıl sonra halkın sindiğini, korktuğunu görünce çok daha rahat etme durumuna gelmişlerdir. Bunlar önce 6284 sayılı yasayı kadını koruyan aile içi şiddete karşı cezalar getiren bir yasayı kaldırmak istemekte!. 6284 sayılı yada emokratik bir yasadır ve Türkiye'ye uyan bir yasadır. Ama maalesef iktidar, tarikatların şeyhlerin şığların güdümünde olduğu için onların isteği ile bu yasayı kaldırma ve lağvetmek istemektedir.

Bu ülkede Şıhlar Şeyhler ve tarikatların talepleri doğrultusunda İstanbul sözleşmesi'ni kaldırmak isteyen bir iktidar var. Ama bu iktidar şunu bilmelidir ki onu kaldırmaya gücü yetmeyecektir! Bu yasadan kimler rahatsız oluyor?şeyhler Şıhlar meczuplar tarikatlar işte onlar istiyor bunu kaldırmayı. Jadınlarımız, halkımız bunları istememektedir. aksine 6284 sayılı yasanın uygulanmasını istemektedir. Bu yasayı kaldırmak isteyen şeyhlerin şıhların tarikatların dinimizke de alakaları yoktur!. onlar eğet İslam'ı kabul ediyorlarsa bu yasayı bizden daha fazla savunmaları gerekir.

Ne diyor Peygamberimiz; Cennet kadınların, anaların ayakları altındadır. Kadınlara bu kadar değer ve anlam veren bir dilim sözde sözcüleri bu yasayı kaldırmak istemektedir!.bu bir çelişkidir aslında!.. bu yasanın kalkmaması için sivil toplum örgütlerinin kadın sivil kuruluşlarının ve Türkiye Barolar Birliği'ne bağlı Artvin Barosu Kadın Komisyonu mücadelesine devam ediyor ve bunun mücadelesini sürdürecektir.
Şimdi bir şey daha söyleyerek bitirmek istiyorum. Biliyorsunuz 15 gün önce de bir Avukatlık Yasası çıkarken mücadelemizi verdik. Ne oldu, Bak işte dediklerini yaptı diyorlar. Bu böyle değil arkadaşlar.Kazın ayağı öyle değil. Biz her yasa çıktığında bu faşist rejimi Tek Adam rejimini geriletmek ve durdurmak durumundayız. Yasaların çıkması padişahın Fermanı gibi bir kişinin iki dudağı arasında. Zaten meclisin bir fonksiyonu yok. Biz dedik ki bu yasa bu yaptığınız şey hukuka aykırıdır!. Yaptığınız adalete aykırıdır!. Biz tarihsel görevimizi yaptık.

Unutmayın ki bu direnişler bu itirazlar iktidarı korkutmaktadır, telaşa düşürmektedir.Onun için ne yapsak istediklerini yapıyorlar demeden mücadeleye devam. Halkımızda korku var korku!. Ama bu ülkenin aydınları, Bu ülkenin kadınları, Bu ülkenin halkı bu faşizmi yıkmalı

Ben son olarak buradan kadınlara seslenmek istiyorum; Bir siyasi hareketle kadınların yeri önemi inkar edilemez kadınlar olmazsa kitle hareketi olmaz. Ben diyorum ki kadınlarımıza düşün önümüze. Biz erkeklere bu işi bırakmayın Sizin dürüstlüğünüz sizin cesurluğunuz, bu faşiti rejimi durdurabilir!.

Bu yasanın kaldırılmaması için hukuki ve demokratik haklarımızı kullanmalıyız. Mücadelemizi anayasal direnme hakkımızı kullanmalıyız Ben sizlerden Bunu bekliyorum. Bu hareket ne sadece kadınlarda ne de erkeklerde olacaktır. Bu toplumsal bir hareket olacaktır,birlikte yürüyecektir. Demin korkudan bahsettim.
Biz; Cumhuriyet nesliyiz. Bz; Atatürk nesliyiz. Biz; Cumhuriyet çocuğuyuz. Bu dinci, gerici, yobaz iktidardan korkmamalıyız!. Kimden korkacağız? Niye korkacağız arkadaşlar? En fazla hapis yatarsınız.Bugün yüzlerce gazeteci cezaevinde yatıyor!.

Cumhuriyeti korumak istiyorsanız çocuklarınıza laik, sosyal, hukuk devletini bırakmak istiyorsanız mücadeleye devam edin! mücadeleden korkmayın.
son zamanlardaki halkın direnişini anlatan bir söz var onunla bitiriyorum:
Korkmuyoruz!.. Susmuyoruz!.. Biat etmiyoruz!. dedi.

Başkan Çağal'ın konuşmasının ardından
Artvin Baro Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Handan Demiral Almalı, yazılı basın metnini okudu. Av. Handan Demiral Almalı'nın kamuoyu ile paylaştığı açıklamada ise şu ifadeler yer aldı;

"01.08.2014’te yürürlüğe giren İstanbul sözleşmesi,taraf devletlere şiddeti ve ayrımcılığı önlemek eşitliği sağlamak için bağlayıcı yükümlülükler getirmiştir.Bu konuda ülkemizde yasal düzenlemeler yapılmış olmakla beraber,sözleşmenin daha etkin kapsamlı ve koordineli politikalar oluşturulması gerekmektedir.

Hal böyle iken ,sözleşmenin talihsiz bir biçimde tartışmaya açılma çabaları kabul edilemez olduğu gibi hukuksal ve pratik bir temeli ve yararı da yoktur.

Anlaşılıyorki, sözleşmenin 0 maddesi arasında,36,37,48,52 ve 56.maddelerinin içeriği birilerini rahatsız ediyor.Bu maddelerin içeriği;ırza geçme,erken yaş evliliğinin önlenmesi,aile içi şiddet olaylarında arabuluculuğun kullanılmaması,acil durumlarda hane içi şiddet uygulayanı veya mağduru evden uzaklaştırma,mağduru koruma tedbirlerinin hayata geçirilmesidir.

Kadın hakları bakımından dipsiz kuyuya itmek isteyen bir zihniyet var.Sözleşmeden vazgeçmek,şiddete istismara razıyım demektir.Uygulamadaki aksaklıklar ,sözleşmenin kaldırılması için bahane olamaz.

Sözleşmenin etkili uygulamasını sağlamak için Avrupa Konseyi bünyesinde ,"Kadına yönelik ve Aile içi şiddetle mücadelede uzmanlar grubu" REVIO raporunda ,ülkemizin şiddete maruz kalan kadınları yeterince koruyamadığı yönünde eleştiri getirmiştir.

Sözleşmenin en önemli özelliği;Biyolojik veya hukuki bir bağ olup olmadığına bakılmaksızın kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilşkin standartalar öngörmesi yani,şiddetin önlenmesi mağdurların korunması ve faillerin yargılanması sözleşmenin temel amacını oluşturmaktadır.

İstanbul Sözleşmesi sadece şiddetin sonuçlarını ve bu bağlamda şiddet fiiline yaptırım hukukunun uygulanması yanı sıra o noktaya gelirken süreçteki eşitsizliklerden beslenen tutum değişikliklerini de sağlamayı öngörmektedir.

Sözleşme sonuçlarla değil sebepleri de ortadan kaldırma konusunda taraf devletlere toplumun her kademesinde eşitliğin sağlanması için sorumluluk yüklemektedir.

6284 sayılı yasadan önce var olan ,1998 yılında 4320 sayılı ailenin korunması hakkındaki kanun ,tasarıda adı kadının şiddete karşı korunması olması sebebi ile kabul görmeyeceği için Ailenin korunması hakkında kanun adı ile sunulmuş ve yasalaşmıştır.
Kadının korunması ve her alanda eşit olması ile ilgili rahatsız olan zihniyet yeni değildir hep vardı.

İstanbul Sözleşmesi ,kadınlar için kadınlar tarafından yazılmıştır.Sözleşmeyi en önemli kılan özelliklerinden biri de ,kadına yönelik şiddeti sadece kadınları koruyarak sonlandırılacak bir olay olarak görmeyip önlenebilir olduğuna dikkat çekmesidir.
Sözleşme aile kavramına zarar veriyor deniliyor.Neye dayanılarak

Bilmediğimiz ,görmediğimiz kapalı kapılar ardında kadınlar,adına "aile "dediğiniz ama artık sadece adı olan adeta işkence odasına dönen evlerinde cehennemi yaşamaya devam etsinler anlayışı kabul edilemez.
.Kadınlarımızı koruyamıyoruz ,öldürüyoruz ,bugün yine bir kadını koruyamadık,insanlığımızdan utanmalıyız.
Kadınlarımızı yaşatamıyoruz.Ülkemizde kadın olmak zor kadın ölmek kolay.
Bir kadın,bir minibüste tecavüz girişimine direndiği için defalarca bıçaklandı,ardından demir çubukla dövüldü, öldürüldü ,yetmedi elleri kesildi.
Bir kadın, kanıyla katili olan kocasının adını yazdı.
Bir kadına acımasızca, hiç utanılmadan sosyal medya üzerinden cinsel içerikli tacizler yapıldı,yetmedi vahşice dövüldü,boğularak öldürüldü, yakıldıktan sonra ormanlık alana götürülüp üzerine beton döküldü
Yetmedi...yetmiyor...bitmedi... bitmiyor...

Nasıl bir anlayış bu yapılanlara kayıtsız kalabilir ve kadını yasal şemsiyeden yoksun bırakmak isteyebilir .Nasıl bir canlı başka bir canlıya bunları yapabilir .

Hangi ana doğurdu büyüttü sizleri! Hiç mi sevmedi, nasıl bu denli kadın düşmanı olabildiniz.
Kendinizde , her şeyi yapma hakkını nereden buluyorsunuz.

...”Giyinişi nasıldı?” , “ Ne işi varmış orada”, o saatte ne işi varmış sokakta gibi birtakım sorular soruluyor. Ne hakla soruluyor,
Sokaklar belli bir cinsiyete aitte bizim mi haberimiz yok ya da hangi saatlerde kadının sokağa çıkacağını söyleyen hangi kanun maddesi var ,var da biz mi bilmiyoruz.

Kadın olarak şiddet sarmalı içinde ,şiddetin her türlüsünü her dakika en büyük boyutları ile yaşarken ,o kadar vicdanlarımız kararmış ki artık bir defa ölmek yetmiyor bir defa öldürmek öldürmek yetmiyor.Daha kaç defa ölmek ,kaç defa öldürmek yeterli olacak .

Daha bu yıl bitmeden öldürülen 150 kadın oldu.Ülkemizde kadınlar adeta bir savaştaymış gibi onlarca yüzlerce öldürüyorlar.Oysa ki bir kadını öldürünce aslında bir insanı adam edecek her şeyi de birlikte öldürmüş oluyorsunuz .Belki de bu yüzden bir türlü adam olamıyoruz.

Şiddeti önleme kapsamında tüm kazanımlar ,yasal metinler kadınların kanları ile yazılmıştır.Bu metinleri ortadan kaldırmaya çalışanlar da seyirci kalanlarda bu ölümlerin vebalı ile elleri kanlıdır.O ellerdeki kanı hiç bir deterjan çıkaramaz.

Hangi partiden olduğumuz ,hangi takımı tutuğumuz ,hangi aileye doğduğumuz önemli değil. Bir kadın öldürüldüğünde bu,tüm kadınlarında da aynı gerekçelerle öldürülebileceği anlamına geliyor.Sıradaki ben olabilirm,sen olabilirsin hepimiz olabiliriz.Birimiz güvende değllse hiçbirimiz güvende değiliz.Cehennem acı çekilen yer değil , acı çekildiğinin duyulmadığı yerdir .İstanbul sözleşmesi ortadan kaldırılmakla kadınlar cehenneme mahkum edilmek isteniyor. Artık sesimizi de sözümüzü de yükseltmemiz gerekiyor.Ölüyoruz,birer birer değil onlarca ölüyoruz.Duyun sesimizi,açın kulaklarınızı;
KADIN CİNAYETLERİ SON BULSUN,İSTANBUL SÖZLEŞMESİ UYGULANSIN.İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR.

ARTVİN BAROSU KADIN HAKLARI KOMİSYONU

Etiketler: Artvin

Diğer Siyaset Alt2 haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.